Mehtap Abdi, Bir yürek mesafesi

Ölüme kadar senle

Anasayfa » Sevgiliye mektuplar » Ölüme kadar senle
share on facebook  tweet  share on google  print  

Ölüme kadar senle

"Sevgiliye mektuplar" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar
Ruhumun bütün sesleri sende toplanıyor bu gece... Ve bütün aykırılıkları sende birleşiyor gönül renklerimin.

Dizginlenmez dileklerimin bağlarını çözüyorum bu gece sende... Ve sende kilitliyorum ümitlerin en taze çiçeğini...

Bu gece bütün çılgın düşlerimi SANA açıyorum ben sevgilim... Ve sevdana dair yüzlerce öykü kurguluyorum zihnimde...

İstiyorum ki hiç bitmesin o sımsıkı tutunuşum sana... Ve istiyorum ki sen, ebediyete kadar hiç bırakmamacasına yüreğimi sarmala...

Öyle çok sev istiyorum ki beni sen sevgilim, sevginin sıcaklığı ölüm getirsin bana...
Ölüme kadar seninle dolsun istiyorum ciğerlerim... Aldığım her nefeste yine ve yeniden seni çağırayım gönül otağıma...

Bu gece ben, öylesine sevdalı, öylesine hasret, öylesine bükük boynumla geliyorum sana... 
Bir tüy mesafesinde tüketiyorum ayrılıkları, bu gece bir başka hüzün dokuyorum duanın tezgâhında...

Gözlerim, gönlümün amansız feryadına şahit... Sen, gözlerimin keder sağanağı yaşlarına.
Bu gece sayfalar dolusu acınası an taşıyorum merhamet sancağına...

Sen, ey yüreğimin vazgeçilmez çilesi...
Sen erişilmez sandığım dileklerin zirvesine yazdığım sevda...

Sana gitme derken, bilesin ki bir ömrün bataklığına doğan ay ışıltısınadır seslenişim...

Gitme derken sana, uçsuz bucaksız yangınlar ardınca yağan rahmet sağanağınadır yakarışım. Gitme, ey benim can baharım. Vaktin durağan yalnızlığında bir el dokunmalık dostluğuna öylesine muhtacım.

Gitme, ey benim nur sabahım. Ölgün kalbime doğduğun anın sıcaklığına öylesine muhtacım. 

Bilmez misin ki bir güz yaprağı gibi koparılırken dalımdan ben ve savrulurken firkatin rüzgârında gecelerce... O vakitler ki bir ümit kırpıntısıydı ayakta tutan beni...

Bilmez misin ki; bu sefalet, bu cehalet, bu çirkinlik diyarında, seni bulmanın arzusuydu hayata bağlı kılan yegâne kuvvet beni...

Ruhum, nasıl da reddederdi zamanın alaca karanlığını bilmez misin? O ki ışıltılar arasından kopup gelendi, O ki sendendi. O ki sendin sevgili...

Gönül kuşağıma düşen bütün renklerin sahibi sendin.
Sen ışığımdın. Sen, ışıltımdın sevgili...

İbresi güzeli gösteren bütün sıfatlar sana aitti.
Bütün güzel isimleri, bütün çiçekleri, bütün güzel düş ve düşünceleri barındıran bir sonsuzluktun sen sevgili.

Sen! Bir sevda sözüyle başlayan arzularımın değişmeyen tek çehresi...
Sen, bulmaya and içtiğim... Sen, ölmeden evvel tek nefeslik dahi olsa varmayı dilediğimsin.

Bilmem ki çok mu zordur sevgili?
Çok mu zordur soğuk kış karartmalarında, ruhuma değmesi ellerinin?

Sevgili! Çok mu zordur güzelliğine sevdalı bir yürek beslemek göğsümün çeperinde? Hani ki sen bir kutlu can verirsin, bir gönül yakarışıyla kapına gelene... Çok mu zordur ey sevgili? Çok mu zordur; Ölmeden evvel ulaşmak sevginle gelen ölümsüzlüğe...

Yerde ve gökte sen, her yerde sen, her şeyde sen var iken, şu ipe sapa gelmez nefse aldanmak nedendir ey sevgili?

Çok mu zordur? Çok mu zordur çekip çıkarmak içimden karanlığın zehrini? Eyvah ile geçen ömrün son demlerini, aşkın nevasına terk etmek çok mu zordur sevgili?

Bunca zaman sonra yangınlar sarmışsa dört yanımı... İçler acısı bir ağıt yakmışsam senden ırak kalmışlığıma ve yana yana dönmeyi diliyorsa yüreğim sana... O vakit gözyaşlarıma düşen nurun yıkamaz mı geçmişe gömdüğüm hata defterimi ey sevgili? Kar beyaz çiçekler açmaz mı yaban otlarına mesken olmuş gönül bağımda?

Yapay ışıklar arasında ateşe çağıran gülüşler değil ki istediğim...  Umarsız bakışların kirli sularında kaybolup gitmek değil... Kandırılmışlığın acınası tükenmişliği değil ümit ettiğim.

Öylesine doğ istiyorum ki gönlüme sen sevgilim, baktığım her yerde seni görebileyim. Benimle öylesine ol ki sen, hiçliği sende bulabileyim...  Öylesine âşık, öylesine dost olmak istiyorum ki sana, yürüdüğüm yolun sonu yokluk olsun sevgilim. 

Ve ben istiyorum ki; son nefesimde dahi sevdamın en içli damlaları süzülsün gözlerimden. Birer gül yaprağı olup uçuşsun ötelere aşk dolu sözcüklerim...

Bilmez misin ki sevdana dair çokça düş biriktirdim içimde ben sevgilim. Çokça arzuladım ki, âşıklar yurdunu mesken tutsun yüreğim.  Ve dilekler tuttum Sana papatyalardan. Bana sevgini fısıldayacak her sese kulak verdim ben sevgilim.

Seni yaşamak gibi sevdim… Seni ölmek gibi, seni yeniden doğmak gibi sevdim ben sevgilim.

Ömrümün yegâne tutunağı olan varlığında suladım bütün hülyalarımı. Bir umut içre an saymanın, o soğuk ve sancılı bekleyişleriyle geldim sana ben sevgilim...

Bu gece, arşı âlâyı şahit tutarak geldim yüreğime… Bu gece yine sen varsın duamın menzilinde…

Bir fısıltı bir çığlığa döner bu gece ey sevgilim! Bir gözyaşı bir buluta devşirir çehresini. Ve ben, taş duvarlar arasından sana uzanan sebile tutsak ederim gözlerimi…

Gel ey sevgili! Yüreğimin rotası seni çizer bu gece, bütün özlemlerim sana götürür beni…

Sevgili gel! Gel tüketme soluksuz dileklerimi… 

Gayrı can boğaza dayandı…
Gel de aç bana yaldızlar saçan dergâhın kapısını…

Ümidimi saklı tut gel de…
Gel de sevgili, kan kırmızı bir çıra yak göğsümde...

Ve öylesine tabet ki yüreğime adını, ölüme kadar seninle olayım, öldükten sonra yine senle. 


Tür : Diğer Tarih : 05.08.2013
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]
Üye Girişi
e-posta
Parola
Beni hatırla
 
Araçlar
       
facebook  googleplus  Twitter  Delicious  Digg this